2010 yapımı; ünlü Bruce Willis filmi Die Hard’ın yönetmeni Renny Harlin yönetmiş. Rupert Friend, Emmanuelle Chirqui, Andy Garcia, Val Kilmer başrolleri oynamış. Bir savaş filmi.
Geçen akşam hangi filmi seyredelim, hangisini diye söylenirken gördüm. Hakkında okuduklarım ilgimi çekmişti. Ben pek savaş filmi sevenlerden değilim. Her türlü korku filmini, kanlı bile olsa seyredebilirim. İnsanların filmlerde ölüyor oluşu beni pek mutsuz etmez. Lakin gerçekçiliği yüksek filmlerden çok etkilendiğim için, değil doğrudan doğruya kan görmek, ima edilmesi bile içimi parçalar. Hele de içinde çocuk, hayvan eziyeti olanlarda kendimi çok çaresiz hisseder, üzülürüm. Sanki film değil izlediklerim. İşte bu yüzden de gerçekçi savaş filmleri içimi paramparça eder. Tabii Er Ryan’ı kurtarmak gibi klişe Hollywood filmlerinden bahsetmiyorum. Zaten onları da sevmem ya, neyse.
Bu film ise enteresan. Amerikan filmi ama bildiğimiz, dolduruş çeken veya duygu sömürüsü yapan Hollywood yapımlarından değil. Oldukça net, oldukça gerçek ve çıplak çekilmiş bir film. Buna rağmen anlatılanlar insanı rahatsız etmekten ziyade, sadece ciddi derecede üzüyor. Bu anlamda özellikle benim gibi savaş filmi karşıtı birine bile bunu izlettirebildiği için yönetmeni takdir ediyorum. Hoş sonunda hafif Hollywood mutlu son efektleri görsem de; gene de gerçekliğinden bir şey yitirmediğini düşünüyorum. Ayrıca, filmdeki oyuncular çok iyi oturmuş ve çok iyi oynamışlar. Klasik ünlü bir karakter kullanılmaması bence çok isabetli. Hoş Andy Garcia var ama O’da yan oyunculardan biri; ana karakterlerden biri değil.
Film Rusya’nın Gürcistan’a girişini konu almış. Senaryo gerçek olaylara dayandırılmış. Ki bu da gerçekçiliği oluşturan unusurlardan. Aslında film hakkında ciddi anlamda söylenecek çok şey var ama konuyu anlatıp, izlemeyenlerin sinirini bozmak da istemediğimden, seyredin diyorum. Sadece filmin en başında yeralan cümlenin seyrederken akılda tutulmasının iyi olacağını söyleyebilirim. Kısaca, savaşın insana kaybettirdiği şeyin gerçeklik olduğunu söylüyordu.