Ara 6

- Can Yücel / Bilmelisin ki

Posted in Şiirler

Bilmelisin ki…

Duvarda asılı diplomalar

insani insan yapmaya yetmez .

Bilmelisin ki…

Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa,

anlam yükü o kadar azalır.

Bilmelisin ki…

Karşındakini kırmamak

ve inançlarını savunmak arasında

çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.

Bilmelisin ki…

Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez.

Gerçek aşkların da!

Bilmelisin ki…

Tecrübenin

kaç yaş günü partisi yaşadığınızla ilgisi yok,

ne tür deneyimler yaşadığınızla var

Bilmelisin ki…

Aile hep insanın yanında olmuyor.

Akrabanız olmayan insanlardan ilgi,

sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz.

Aile her zaman biyolojik değil

Bilmelisin ki…

Ne kadar yakın olursa olsunlar

en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir.

Onları affetmek gerekir.

Bilmelisin ki…

Bazen başkalarını affetmek yetmiyor.

Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.

Bilmelisin ki…

Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın

dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.

Bilmelisin ki…

Şartlar ve olaylar,

kim olduğumuzu etkilemiş olabilir.

Ama ne olduğumuzdan

kendimiz sorumluyuz

Bilmelisin ki…

İki kişi münakaşa ediyorsa,

bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez.

Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.

Bilmelisin ki…

Her problem kendi içinde bir fırsat saklar.

Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.

Bilmelisin ki…

Sevgiyi çabuk kaybediyorsun,

pişmanlığın uzun yıllar sürüyor…

 

Can YÜCEL

comments: 0 » tags: ,
Haz 1

- Bir babadan oğluna yazılan şiir

Posted in Şiirler

Bu şiiiri ilk okuduğumda da çok sevmiştim. Ne hoş bir duygu ifadesi, o güzel kelimeleri nasıl biraraya getiriştir bu..

Şimdi dostum Levent, oğlu Atlas için bu şiiri, dün “daha iyisini yazamazdım” diye göndermiş…

..
bir oğlum olacak adı temmuz
uykusuz
korkusuz
beter mi beter
ben beynimi satarak yaşıyorum
o benden proleter
bir oğlum olacak adı temmuz
karataşın göbeğinde aşk
karataşın göbeğinde barış
karataş çatladı çatlayacak
bende bitmeyen kavga
onda yeniden başlayacak
bir oğlum olacak adı temmuz
öfkede benden fırtına
sevgide deniz
ne samanyollarının ulu kervanları susuzluğumun
ne kutupşafaklarında tanrılaşması ilkelliğimin
temmuz gibi sıcak ve bereketli
temmuz gibi uçsuzbucaksız
bir oğlum olacak adı temmuz
dilinde en güzel sesi türkçemin
kulağı en yiğit şarkılarla delik
korkak bir merakla değil yıldızlı karanlığı
vivaldi’yi dinler gibi okuyup anlayacak
ve belki de sütdişleri sürerken balaban bir bursa şaftalisine
ay’dan kendi sesini dinleyecek
vahşi bir çiçek gibi açılmış gözleriyle
ben ki yalınayak bastım kızgın dişlerine açlığın
iri bir çizme gibi balkanlar’a basarken faşizm
dağlarda silah atmayı sevdim
ben ki silah taşıdım gizli gizli
dünyanın bütün devrimlerine
boşuna dönmüyor bu rotatifler
boşuna bağırmıyor bu kara
boşuna dinlemiyor bu korku kapımızı
anamın aksütü gibi biliyorum ki
doyumsuz günlere doğacak temmuz
doyumsuz günler görecek
hani şu hep andıkça sızlatan yüreğimizi
hani şu hep dalıp dalıp gittiğimiz andıkça
beklediğimiz beklediğimiz beklediğimiz
ve tam görecekken göçüp gittiğimiz günler gibi günler
ama mutlaka
karataşın göbeğinde aşk
karataşın göbeğinde barış
karataş çatladı çatlayacak
ben direndim yorulmadım
o yorulup yıkılmayacak

Hasan Hüseyin Korkmazgil

Mar 10

- Stephane Mallarme

Posted in Şiirler
DENİZ MELTEMİ
Hayır yok tenden artık; hatmedildi kitaplar.
Ah! Bi kaçsam! bilirim, o mest kuşlara diyar,
Bir akl'almaz köpükle göklerin arasında.
Bir şey tutamaz gayrı, gözlerin aynasında
Yanan bahçeler bile, bu deniz kokan gönlü;
Tutamaz ne geceler, ne duran o hüzünlü
Boş kâğıtlar üstüne iğilmiş kandil öyle;
Tutamaz o çocuğunu emziren taze bile,
Gidiyoruz! Kalk, gemi! Yalpanı vur şöyle bir,
Ve sonra al bir günâ âleme doğru demir!
Ümitten onca çekmiş sıkıntı şimdi, dersin,
Hayır duasına mı kanmakta mendillerin?
Belki de bu direkler, fırtınalara davet,
Nâçar bir gün yığılır güverteye...Ne imdat,
Ne görünürde ada ve ne kürek ne yelken;
Ama sen geçme gine gemici türküsünden!

Çeviri: Can YÜCEL

 

 

comments: 0 » tags: , ,
Şub 21

- Charles Baudelaire

Posted in Şiirler

Şeytan’a Dualar

Ey bütün Meleklerin en bilge,güzeli,sen,
Yazgısı dönük tanrı,yoksun tüm övgülerden,
Sen,ey şeytan bu uzun sefaletime acı!

Ey sürgünler prensi,haksızlığa uğrayan,
Yenildiğinde bile,güçlü,doğrulup kalkan,

Sen, ey şeytan bu uzun sefaletime acı!

Her şeyi bilirsin sen ve tüm yeraltılarının
Kralı,sıkıntıyı dindiren otacısın,

Sen, ey şeytan bu uzun sefaletime acı!

Bütün cüzamlılara,lanetli paryalara
Şifayı öğretirsin sen,cennetin aşkıyla,

Sen, ey şeytan bu uzun sefaletime acı!

Ölüm adlı o eski ve güçlü sevgilinden
Umudu,çılgın kızı sen doğurtacaksın,sen!

Sen, ey şeytan bu uzun sefaletime acı!

İdamlık,ölümünü görmeye gelenlere
Sakin,tepeden bakar senden aldığı güçle,

Sen, ey şeytan bu uzun sefaletime acı!

Toprağın altındaki o değerli taşları
sen bilirsin,nereye sakladı kıskanç tanrı,

Sen, ey şeytan bu uzun sefaletime acı!

kefenlenip uyuyan madenler nerededir,
derinlikleri gören keskin gözlerin bilir,

Sen, ey şeytan bu uzun sefaletime acı!

atların çiğnediği sabahçı bir ayyaşın
yaşlı kemiklerini korur,yumuşatırsın,

Sen, ey şeytan bu uzun sefaletime acı!

sen öğrettin dindirmek için sızılarımı
kükürt,güherçileyi karıp melhem yapmayı,

Sen, ey şeytan bu uzun sefaletime acı!

Kurnaz ortak,damganı ustalıkla sen vurdun
alnına o acımasız ve alçak karun’un.

Sen, ey şeytan bu uzun sefaletime acı!

kızların gözlerine,kalbine sokmadın mı
yıkımdan zevk almayı,paçavralar aşkını,

Sen, ey şeytan bu uzun sefaletime acı!

sürüngenlerin değneği,mucitlerin lambası
asılıp ölenlerin,suçluların papazı,

Sen, ey şeytan bu uzun sefaletime acı!

baba tanrının,kızıp yeryüzü cennetinden
kovduğu insanların o üvey babası,sen,

Sen, ey şeytan bu uzun sefaletime acı!

comments: 0 » tags: , ,
Şub 18

- Nazım Hikmet 1918

Posted in Şiirler

Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlarda kalbime sevda geçmiyor
Ben yoruldum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdiki herkes gibisin.

Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin

Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de herkes gibisin.

comments: 0 » tags: , ,
Şub 17

- Maldoror’u tanıyanlar için

Posted in Şiirler

Yüreğin yetilerini güvence altına alır deha

Ruhtan daha az ölümsüz değildir insan

Büyük düşünceler üstün doğarlar

Bir masal değildir kardeşlik

Yaşama ilişkin hiç bir şey bilmez yeni doğan çocuklar

hatta, düşkünlüğünü bile.

comments: 0 » tags: , ,
Şub 16

- Necip Fazıl

Posted in Şiirler

Bu yağmur

Bu yağmur… bu yağmur… bu kıldan ince,

Öpüşten yumuşak yağan yağmur,

Bu yağmur… bu yağmur… bir gün dinince

Aynalar yüzümü tanımaz olur

Bu yağmur kanımı boğan iplik,

karnımda acısız yatan bir bıçak.

Bu yağmur, yerde taş ve bende kemik,

Dayandıkça çisil çisil yağacak.

Bu yağmur… bu yağmur… cinnetten üstün,

Karanlık kovulmaz düşüncelerden.

Cinlerin beynimde yaptığı düğün,

Sulardan, seslerden ve gecelerden.

comments: 0 » tags: , ,
Şub 15

- Ataol Behramoğlu demiş ki;

Posted in Şiirler

Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir seyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

comments: 0 » tags: , ,
Şub 14

- Haftasonu radyoda bir Can Yücel şiiri dinledim

Posted in Şiirler

Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim

Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim

Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici-hep, hep acele işi! -
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezberledim gurbeti

Sevinçten uçardım hasta oldum mu
40`ı geçerse ateş, çağrırlar İstanbul`a
Bir helalleşmek ister elbet, diğ`mi, oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oyununu
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.

comments: 0 » tags: , ,
Ara 15

- Biraz şiir; Biraz Cemal Süreyya

Posted in Şiirler

Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
anamız çay demliyor ya güzel günlere
sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
bu, böyle gidecek demek değil bu işler
bizşimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını
işte o gün onları tanrılar bile kurtaramaz

comments: 0 » tags: , ,